Her şeyin bir ömrü, bir de ölümü vardır Aslında ölüm her yerde her zaman vardır Bedenimizdeki hücrelerde her an ölüm var Duygu ve düşüncemizde her gün ölüm var
Kainattaki canlılarda, her zaman ölüm var Küre-i arzdaki gece ve gündüzde ölüm var Hatta kainattaki yıldızlarda bile ölüm var Hayat olan her yerde her zaman ölüm var
Ölüm, hayatın son noktası, son durağıdır Ölenin yatağı toprak, yorganı ot yapraktır Eğer lâyıksa, ondan sonraki bineği buraktır Yoksa, gideceği yer cehennem, işi haraptır
Aslında, ölüm her an, göz kırpıp duruyor Genç ihtiyar tanımıyor, her an gelebiliyor Her şeyin faniliğini en güzel ölüm anlatıyor Hey nefis hisse almadınsa şair ne anlatıyor
Şu fani dünyada insanlar, farklı farklıdır İnsanoğlunun ölümleri de farklı farklıdır Alimin ölümü ile zalimin ölümü aynı mıdır Şehitler ile teröristlerin ölümü aynı mıdır
Bazı hayatlar vardır, ölümden de beter Eğer aradığını bulduysan o sana yeter Eğer aradığını bulmadıysan sonun beter Ey nefis, bu kadar nasihat da sana yeter
Her gece kefensiz yatıp, kefensiz kalkarız Görüp duyduğumuz ölümü hayretle bakarız Farkında değiliz hayatımızı boşuna geçiririz Dünyalık her şeyi, kabir kapısında bırakırız
Madem ki kabir kapası açık, ölüme çare yoktur O zaman ömrümüzü baki bir ömre çevirmeliyiz Madem ömür kısa, hayatta lüzumlu işler çoktur Ömrümüzü her an lüzumlu işlerde harcamalıyız
Kimbilir Azrail, ne zaman ne şekilde kapıyı çalacak Bilemiyoruz, canımızı neyi vesile edip, nasıl alacak Sizi bilmem; fakat bana hayatta birkaç kez ikaz yaptı Dünya fani, ölüm hak, sakın unutma bak ikazını yaptı
Ey Âdemoğlu, inanmazsan ölümün idam-ı ebedidir Eğer inanırsan, ölüm senin için terhis teskeresidir İnanmazsan, kabir senin için bir zindan-ı ebedidir Eğer inanırsan, cennet bahçesine açılan bir kapıdır
Bizler müjdelenen o muştularla büyüyenleriz Anne baba atalarımız şanlı Türk soyundan müslüman Hiç kimseye eğmedik baş oldukda heryere hükmeden Sadece eğildi başlarımız secdeye yaratana
Para mülk hepsini itttik ellerimizle Dünyadan kaçtıkça ardımızdan koşar İki dişi kalmış canavar iblis sana aldanana şaşarım yalancı Dünya tapanların olsun bizlere yeter az su birazda aş
Ne zamanki koşarlar ardından şan şöhret ihtisam arttı huzursuzluk Kalktı insanlık katillik arttı bir avuç toprakla doyan gözler hep aç Kanmadı gözler kanmadı ilikler aç Koştular aldıkça doymadan dünya eğledi
Kardeşi kardese düşman etti İstemeyene yağar dünya varlıkları istemeden İsteyenleri kul köle eder dönderir gözlerini Çıkarır insanlıktan bırakmaz merhamet katlettirir beni ademleri birbirine
Can ciğer pareleri katledilirken bir yanda debdebe eğlence son hızda Gözlerden akarken yaşlar bir bardak suya muhtaçken masumlar İçkiler oluk oluk içilmede sarhoş olmak için cepler boşalmada Az yardım dense din kardeşe ağlayarak acındırır kendine pişman eder istediğine
Allahım mazlum mümin kullarına sen yardım eyle Bu ne şiddettirki dinmek bilmez Yerler yerler sonu gelmez sinelerde ki kalp değilde nedir İnsanların insanlara yaptığı zulmu hayvanlar bile yapmaz
Ey Allah'ım...!
Sana layıkıyla kul olmayı öğret bana
Rasulüne layıkıyla ümmet olmayı öğret bana
Nefsimin ve şeytanın şerrinden korunmayı
haramlardan uzak kalmayı
Miraç-vari namaz kılmayı
Kalbimle dilimle beraber olan oruç tutmayı
Hz Eyüp misali sabretmeyi
Hz Yusuf misali sakınmayı
Hz Yunus misali pişman olmayı
Hz Ebubekir misali doğru olmayı
Hz Ömer misali adaletli olmayı
Hz Osman misali hayalı olmayı
Hz Ali misali şecaatli olmayı
Hz Muhammed (sav) misali güvenilir