<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>GÜLAY SULTAN HUZUR VE İSLAM MEKANI</title>
        <description>Ey Allah'ım...!

Sana layıkıyla kul olmayı öğret bana

Rasulüne layıkıyla ümmet olmayı öğret bana

Nefsimin ve şeytanın şerrinden korunmayı

haramlardan uzak kalmayı

Miraç-vari namaz kılmayı

Kalbimle dilimle beraber olan oruç tutmayı

Hz Eyüp misali sabretmeyi

Hz Yusuf misali sakınmayı

Hz Yunus misali pişman olmayı

Hz Ebubekir misali doğru olmayı

Hz Ömer misali adaletli olmayı

Hz Osman misali hayalı olmayı

Hz Ali misali şecaatli olmayı

Hz Muhammed (sav) misali güvenilir olmayı, ihlaslı olmayı, samimi olmayı ve 

onun gibi kul olmayı, mü'min olmayı öğret bana...

Amin</description>
        <link>http://enbiya25.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2009 00:28:56 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Siz de tevazu kapısında bekleyenlerden misiniz?&amp;#8207;</title>
            <link>http://enbiya25.blogcu.com/siz-de-tevazu-kapisinda-bekleyenlerden-misiniz_54160921.html</link>
            <guid>http://enbiya25.blogcu.com/siz-de-tevazu-kapisinda-bekleyenlerden-misiniz_54160921.html</guid> 
            <description>Seyyid Ahmed Rifai Hazretleri Bağdat'ta unutulmayacak değerde verdiği derslerinin en başına tevazuu alıyor ve ş&amp;ouml;yle hatırlatmada bulunuyordu dikkat kesilen dinleyicilerine:- Allah'a a&amp;ccedil;ılan kapılar &amp;ccedil;oktur. Her kapıda da bekleyenler vardır. Ancak tevazu kapısında pek kalabalık yoktur. Ben o tevazu kapısını tercih ettim, &amp;ccedil;ok bekletilmeden kabul g&amp;ouml;rd&amp;uuml;m. Tavsiye ederim, siz de tevazu kapısında bekleyin. Bundan sonra tevazu ve tekebb&amp;uuml;re misal olarak bah&amp;ccedil;edeki dimdik duran bir hurma ağacıyla yapraklarını toprak &amp;uuml;zerine sermiş bir kabağı g&amp;ouml;stererek der ki:- Bakın şu hurma ağacına, tevazu g&amp;ouml;stermeyip dik başlılık etmiş, Allah da meyvesi olan salkımlarını başına y&amp;uuml;klemiş, olanca ağırlığıyla başında taşımaktadır. Bir de şu y&amp;uuml;z&amp;uuml;n&amp;uuml; yerlere sermiş kabağa bakın. Tevazu g&amp;ouml;sterip yapraklarını zemine sermiş, meyvesi olan kocaman kabakların ağırlıklarını da toprağın &amp;uuml;zerine bırakmış, y&amp;uuml;k&amp;uuml;n&amp;uuml; yer &amp;ccedil;ekmekte, kendisi rahat etmektedir. Konuyu ş&amp;ouml;yle bağlamış:- İşte demiş, m&amp;uuml;tevazı ile m&amp;uuml;tekebbirin misali de b&amp;ouml;yledir. Tevazu sahiplerinin bir iddiası olmadığından rahattırlar. Başlarında benlik y&amp;uuml;k&amp;uuml; yoktur. Y&amp;uuml;zleri hep yerlerdedir. Kibirlilerin ise başlarında &amp;ouml;ylesine bir benlik y&amp;uuml;k&amp;uuml; vardır ki, onu korumak i&amp;ccedil;in hep dik başlılık eder, enaniyet y&amp;uuml;k&amp;uuml;n&amp;uuml; &amp;ouml;m&amp;uuml;r boyu başlarında taşırlar.Hep m&amp;uuml;tevazı giyinen, m&amp;uuml;tevazı yaşayan Rifai Hazretleri'ne itiraz edenler de &amp;ccedil;ıkar Bağdat'ta. Derler ki:...</description>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2009 16:50:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bugün Allah için ne yaptım sorusuna vereceğin bir cevabın olsun&amp;#8230;&amp;#8207;</title>
            <link>http://enbiya25.blogcu.com/bugun-allah-icin-ne-yaptim-sorusuna-verecegin-bir-cevabin-olsun_53834811.html</link>
            <guid>http://enbiya25.blogcu.com/bugun-allah-icin-ne-yaptim-sorusuna-verecegin-bir-cevabin-olsun_53834811.html</guid> 
            <description>Bug&amp;uuml;n Allah i&amp;ccedil;in ne yaptım sorusuna vereceğin bir cevabın olsun&amp;hellip;Ben bug&amp;uuml;n bir tohum ektim, bolluk ve bereketin kaynağı olan toprağın bağrına, &amp;ouml;yle bir tohum ki, mizacında rahmet var, ilahi dokunuş var, derinliklerinde sakladığı nice sırlar var, keşfedilmeyi bekleyen&amp;hellip; İşte ben bug&amp;uuml;n bu tohumu vatanına kavuşturdum, filizlensin, boy versin, yeşersin, erdem &amp;ccedil;i&amp;ccedil;eklerinin kokusunu salsın k&amp;acirc;inata, mutluluğu ve huzuru yaysın dallarıyla d&amp;ouml;rt bir yana, yeşilliği ferahlık olsun, nefes almayı unutmaya y&amp;uuml;z tutmuş solgun simalara&amp;hellip; Toprağın karakterine bakmadan attım bu tohumu ki, bir atıldığı topraktan, bin olarak &amp;ccedil;ıksın ve tohumun bereketi beni Hakkın kapılarına getirsin&amp;hellip;Bug&amp;uuml;n Allah i&amp;ccedil;in ne yaptım sorusuna vereceğin bir cevabın olsun&amp;hellip;Ben bug&amp;uuml;n bir mum yaktım, karanlıkları aydınlatmak adına. Yolunu kimse kaybetmesin diye, ışığa hasret y&amp;uuml;reklerin hanelerine mutluluk eşiklerinden s&amp;uuml;z&amp;uuml;l&amp;uuml;p aydınlığı getireyim diye. G&amp;uuml;zellikler kuytularda kaybolmasın diye. Umutlarını sessizlik deryalarında yankılandıranların ve şafakları hi&amp;ccedil; ağarmayanların, gecelerini g&amp;uuml;ne eş değer kılayım diye. Onlarında ışıkla hasbi haline vesile olayım diye bug&amp;uuml;n bir mum yaktım. Ve belki de bu mumum aydınlığıyla karanlık olacak olan yollarımda ışığa kavuşacak, aydınlanmalarına vesile olduğum ışık erlerinin dualarıyla hi&amp;ccedil; s&amp;ouml;nmeyecek bir ...</description>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2009 19:01:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://enbiya25.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>